|
Kuantum fizikçisi Bernard d'Espagnat, din ile bilim arasındaki ilişkiye dair yaptığı katkıları için Templeton Foundation Ödülünü kazandı. 88 yaşındaki Fransızın katı doğabilimcileri provoke eden tezi şöyle: Gerçeğin (ya da varolmanın doğasının) bilimsel olarak tümüyle açıklanabileceği inancı yanılsamadan ibaret. GEO, d'Espagnat ile tanrı ve dünya hakkında konuştu
Birçok insan, bilimin meselelerin gerçekte nasıl olduğunu açıklayabilecek konumda olduğuna güveniyor. Özellikle bir fizikçi olarak sizi bundan kuşku duymaya iten nedir? Bernard d'Espagnat: Düşüncelerim filozof Immanuel Kant'ınkilere yakın. Kendisi henüz 18. yüzyılın sonlarında "şeyleri kendinde algılayamayacağımızı" önerdi. Hemfikir olduğum bu noktadan hareketle gerçekliğin yer, uzam ve zamana dair sınırlı kategorilere sahip rasyonel bilimin dar korsesine sığdırılamayacağı kanısındayım.
Felsefeciler pek çok önermede bulunuyor. Hakikatin insan kavrayışını aştığına dair ampirik göstergeler de var mı? Bunu kuantum fiziği üzerinden açıklamak isterim: Reel oldukları kabul edilen parçacıkları ve alanlarıyla klasik fizikten farklı olarak, kuantum fiziği çok tuhaf "nesneler" ile uğraşır. Bunların sıklıkla elle tutulur hiçbir niteliği ya da bir uzamı, ne tanımlı bir enerjileri ne de bir dönüş yönleri olmuyor. Daha ileri gidip, bu varlıkların deneyim dünyamızı açıklayabilmek üzere kurguladığımız birer kavramdan fazlası olmadığını dahi iddia edebilirim.
Peki öyleyse bilim hangi gerçekliği tarif ediyor? Mantıksal sonuçlara varıyor, olguları bağdaştırıyor ve bir hipotez çerçevesinde deneylerin sonuçlarını öngörüyor. Buna "ampirik gerçek" diyorum. Ancak şeylerin gerçek doğası, yani "ontolojik gerçek" hakkında bize sadece muğlak bir tasavvur sağlıyor.
Ampirik ve ontolojik gerçek arasında yaptığınız ayrım beynin biyokimyasal süreçleriyle öznel bilinç arasındaki ilişkiyi de kapsıyor mu? Kimyasal elementler ve bağlar da kuantum fiziğinin alanına ait, dolayısıyla ampirik gerçeğin parçası. Bu anlamda bunlar en iyi ihtimalle "gölge resimler" ya da zihnimizin veçheleri. Bu "gölge resimlerin" bir zihni (nasıl) ortaya çıkarabildiklerini tasavvur etmek benim için zor. Bu yüzden bilincin ontolojik gerçeğin bir parçası olduğunu ve bu nedenle açıklanamayacağını düşünüyorum.
Bilim, tanrıya alan bırakıyor mu? Buna dair fikir beyan ederken çok dikkatliyim. Sonuçta "tanrı" kavramı düşünsel bir tasavvur. Bununla, bana göre, bizlerin kavrayamayacağı bir şeyi kavramsallaştırmaya çalışıyoruz. Yine de bizden her anlamda üstün olan, tanrısal ya da ruhani temel bir hakikate samimiyetle inanıyorum. Bu anlamda pekâlâ dindar olduğumu kabul ediyorum.
Babanız itibarlı bir ressamdı. Bilim değilse, sanat bize "asıl" gerçekliği öğretebilir mi? Rene Magritte'e ait ünlü bir pipo resmi vardır. Altında "Bu bir pipo değildir" yazar. Magritte, resmiyle gayet mizahi bir biçimde ampirik gerçek ile ontolojik gerçeği ne denli kolay karıştırabileceğimizi gözler önüne seriyor. Sanatın bize daha derinde yatan gerçeğe dair bir tasavvur sağlayabileceğine inanıyorum. Mozart'ın bir keresinde "Fizik sadece bir hayaldir" dediği rivayet edilir; sadece sanatçılar asıl gerçeğin ne olduğunu bilirmiş. Bense gerçeğin aynen sanat gibi herkese farklı açıldığını düşünüyorum.
Sıradan gerçekliğe dönelim: Bir milyon avroyu aşan para ödülü ile ne yapmayı planlıyorsunuz? Bir kısmıyla, gerçeklik kavramının araştırılmasına vakfedilmiş bir merkez kurmayı amaçlıyorum. Üçte birini hayır işlerine bağışlayacağım. Gerisini de kendim ve engelli eşim için ayırmak niyetindeyim. Evimizde olabildiğince uzun bir süre birlikte kalabilmemiz için.
Bernard d'Espagnat ve konuhakkında daha ayrıntılı bilgilere (İngilizce ve Fransızca) aşağıdaki adres üzerinden ulaşabilirsiniz: www.templetonprize.org/currentwinner.html
|