GEO Türkiye
İletişim İletişim Site Haritası Site Haritası
Taze bir şevkle - ama nereye?

Kübalılar, sonbaharda yapılacak Komünist Parti kongresini umut ve kuşkuyla bekliyor. 12 yıl aradan sonra bu ilk kongrede gelecekte hangi yönde ilerleyecekleri belirlenecek. Hamburg'daki (Almanya) GIGA Institute of Latin American Studies'ten siyasetbilimci Bert Hoff mann, Fidel Castro'dan sonra 1 yılında Havana'dan gelen çelişkili sinyalleri analiz ediyor.

Devrimin 50. yılı: büyük bir salon, başında iki üniformalının nöbet beklediği mikrofonlu bir kürsü ve bir kural: Bir dakikalığına herkes gönlünden geçeni söyleme özgürlüğüne sahip. Kübalılar sırayla mikrofon başına geçiyor, serbest internet erişimi ve gerçek ifade özgürlüğü talebinde bulunuyor, alkışlanıyor. Başkaları, dünyanın diğer yerlerindeki binlerce çocuğun aksine, devrim sağolsun hiçbir Kübalı çocuğun açlık çekmediğini anımsatıyor.

Mikrofona yaklaşan biri tek bir cümle ediyor: "Çok korkuyorum." Bir dakikalık mikrofonlu kürsü 2009 ilkbaharında Küba'nın başkentinde düzenlenen 10. Sanat Bienali kapsamında, Havana'daki sanat yüksekokulundan Profesör Tania Bruguera'nın gerçekleştirdiği bir performanstı. Bu gösteri, "Ya sosyalizm, ya ölüm" ile geçen yarım yüzyılın ardından geleceğini arayan bir ülkeye ayna tutuyordu. İzleyici sıralarında oturan kültürden sorumlu bürokratlar da sahnedeki ifade özgürlüğü gösterisinin Küba devrimine içkin hoşgörünün bir kanıtı mı, yoksa engellenmesi gereken anti-sosyalist bir propaganda mı olduğuna karar verememişti.

Küba devleti tedirgin. Küba devriminin babası Fidel Castro neredeyse 50 yılın ardından resmi görevlerini kardeşi Raul'e devretti. O da hem devamlılık, hem de reform sözü verdi. Tümüyle yetersiz olan maaşlar yükselmeli, peso değerlenmeli, çalışma daha verimli düzenlenmeli, tüketim malları artırılmalı, gereksiz birçok yasaklama kaldırılmalıymış. Köhne zafer söylemleri zararlıymış, ülkede insanların sorunları ve sıkıntıları hakkında açık açık tartışmaya ihtiyacı varmış. İddialı sözler. Adada yaşayan pek çok insan Fidel'in kardeşine umut bağladı. Ne de olsa Sovyetler Birliği çöktükten sonraki krizde, 1994'te dibe vurduklarında Fidel'den serbest çiftçi pazarları iznini koparan ve böylece vahim arz sorunlarını bir gecede hafifleten Raul'du. Ama ekonomik durum rahatlar rahatlamaz, Fidel dizginleri tekrar sıkılaştırmıştı. Oysa, Raul'un başa geçmesiyle bir tür "Çin yolu" mümkün görünüyordu: Komünist Parti iktidarını koruyacak ancak bunu sadece statükoyu savunarak değil, ekonomik reformlarla sağlayacaktı.


Yazının devamını GEO Türkiye dergisinin 43. sayısında bulabilirsiniz!

 |  Sayfayı Gönder  |  Yazdır  |  Yukarı Çık
Copyright © 2008 Tüm hakları saklıdır.
Ciner Gazete Dergi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım CBG