|
Kolombiyalılar yeni devlet başkanlarını seçmek için yakında sandık başına gidecek. Devlet başkanlığı koltuğuna üçüncü kez Alvaro Uribe'nin oturması kuvvetle muhtemel. Marquez'in memleketi şiddet sarmalından yavaş yavaş kurtuluyor. Ama savaşın bitmesinin de bir bedeli var
Güzeller güzeli Kolombiya, eşsiz bir ülke: Görkemli zirvelerin gölgesinde, her daim yeşil ovalar uzanıyor. Tropik adalar, kudretli akarsular, uçsuz bucaksız ormanlar... Bir tarafta Pasifik, öte yanda Atlantik. Zümrüt yeşili doğa, zengin bir mirasın hamisi kentleri sarıp sarmalıyor. Onlardan biri, bir zamanlar İspanyol sömürge krallığının ihtişamlı metropolü olan, dünyanın en önemli ve en sıkı korunan limanlarından Cartagena.
Gabriel Garcia Marquez, Kolombiya'nın şairi, büyülü gerçekçiliğin ustası burada, Karayip denizinin kıyısında dünyaya geldi. Kahramanlarının pek çoğu Cartagena'da, hinterlandın boğucu ikliminde ya da Rio Magdalena'nın kıyısında hayat buluyor. Romanları ülkenin derin çelişkilerinden besleniyor: Trajedi, erotizm ve şiddet. "Yüzyıllık Yalnızlık", "Kırmızı Pazartesi" ya da "Kolera Günlerinde Aşk"ta örneğin. "Anlatmak İçin Yaşamak"ta kaleme aldığı anılarında okuyucuyu burada, ülkenin kuzeyinde geçirdiği gençlik yıllarına götürüyor.
Karayip kıyılarının en önemli limanı, herkesin herkesi tanıdığı Barranquilla, ona göre en yaşanılası yerdi. Hayranlıkla, cilalı taşlarla bezeli yatağında akan yırtıcı ve billur nehri, büyük yağmurdan sonra havanın pırıl pırıl bir elmasa dönüştüğü ve muz plantasyonlarının üzerinde yükselen, dağlık kıyı zirvelerinin elle tutulacak kadar yakın göründüğü akşamları hatırlıyor. Çocukken, zirvelerdeki "ebedi beyazlıktan" bir parça koparıp sıcaktan kavrulan sokaklarda kartopu savaşı yapmayı hayal ettiğinden dem vuruyor.
Büyülü bir dünya. Gerçekler ise acımasız. Barranquilla sokakları kanlı çatışmalara sahne oldu. Güzeller güzeli Kolombiya yasa büründü. MÃ'¡rquez, greve giden plantasyon işçilerinin katledilişini anlattığında -vur emrini, yaylım ateşlerini, namlulardan çıkan beyaz alevleri, panik içindeki kalabalıkları, Azrail'in elindeki tırpan misali insanları toplu hâlde yere seren makineli tüfeklerin sesini- Kolombiya'nın ürkütücü gündelik hayatından bir kesit sunuyor aslında.
Yoksa o günler geride mi kaldı? Gerçeklik değişti mi? Kolombiyalılar bu yıl yeni devlet başkanlarını seçmek için sandık başına gidecek. Büyük bir ihtimalle koltuğun sahibi değişmeyecek. Alvaro Uribe Velez tekrar göreve seçilecek.
Kolombiya'da, bir Alman televizyon kanalı için haber kovalayan muhabir Matthias Kopp, "Uribe üçüncü kez aday olursa, seçilmesi kuvvetle muhtemel. Şiddeti azalttığı için hâlâ çok popüler. Ancak bunun karşılığında toplum militarize oldu" diyor. Ama öncesinde Uribe'nin birkaç anayasal engeli aşması gerek. Zira yasalara göre tekrar seçilmesi mümkün değil. Şimdilik. Son çare olarak referanduma gidecek. Matthias Kopp şu sıralar Barranquilla'da, yurtdışı destekli bir proje çerçevesinde, yerel televizyon kanallarında çalışacak genç muhabirler yetiştiriyor.
Çok iyi bildiği bir şey var: "Sendikacılar, gazeteciler tehdit altında. Özellikle yerel düzeyde eleştiri, hayati tehdit oluşturabilir. Siyasi şiddet hâlâ çok yaygın. Onyıllar süren savaş süresince Kolombiya bir şiddet kültürü geliştirdi."
Yazı: Fred Langer Fotoğraflar: Stephen Ferrys
Yazının devamını GEO Türkiye dergisinin 51. sayısında bulabilirsiniz!
|