GEO Türkiye
İletişim İletişim Site Haritası Site Haritası
Bitki âlemiyle sıkı fıkı olmak

Böcekler bitkilerin yaprakları, sapları üzerinde dolaşırken aslında derin vadilerin ayırdığı dağlara tırmanıyor, balta girmemiş ormanlarda kendilerine yol açıyor, bozkırları aşıyor ya da fantastik bir âlemde garip uzantılar arasında yol alıyor gibidir. Taramalı elektron mikroskobu, bundan önce sadece en küçük canlıların algıladığı bir dünyayı, bitki yüzeyleri üzerinde uzanan egzotik peyzajları görünür kılıyor.

"Neden tek bir çeşit değil de türlü türlü çiçek var?" Fransız yazar ve filozof Albert Camus 1942 yazında günlüğüne böyle not düşüyordu. Yeşil yaprakları ve kökleri olan tek bir bitki türü, suyu ve karbondioksiti oksijene dönüştürme ve böylece ışıktan yaşam yaratma işlevi için yeterli olurdu. O zaman ne demeye binlerce tür var?
İşte bu, biyolojinin çözmeye çalıştığı en büyük muammalardan biridir. Bu kadar çok farklı canlı türünün aynı zamanda varlığını sürdürmesinin manası nedir? Canlılar daha iyi ya da daha kötü diye sınıflandırılabilir mi? Bir meşenin yaprağı, akçaağacınkinden daha mı amacına uygundur? Bir gül zambaktan daha mı etkin? Herhalde değil.
Bu bakımdan, yazarın tabiattaki çeşitlerin bu adeta lükse kaçan, gerçekten sınır tanımayan bolluğu üzerine sorduğu soru akla yatkındır. Düşünürün kendi yaşantısı, dokunuşu ve koklayışından; duyumsal olarak algılanabilen büyüleyici bir güzelliğin çok yönlülüğünden, renk ve biçim nüansların sonsuza uzanan çokluğundan, kokulardan kaynaklanan bir soru.
Özellikle üstün yapılı bitkiler estetik anlamda doğa fenomenleridir. Onlar bir manzaranın görünümünü belirleyen, bizi attığımız her adımda izleyen, pencere kenarındaki saksımıza varana kadar çevreleyen organizmalardır. Şimdiye kadar 250.000'den fazla türün tanımı yapılmış bulunuyor ve bunlardan her biri kendine özgü, ötekilerle karıştırılamayacak yapıya sahip. Uzaktan bakınca yeşil ve gelişigüzel bir şekle sahipmiş gibi görünen bir şey, -ki birçok insan tarafından sadece çiçek, çalı ya da ağaç olarak adlandırılırlar- yakından bakıldığında özünü ayrıntılarda açığa vurur: Hiçbir yaprak öteki gibi değildir, hiçbir çiçek öbürüne tıpatıp benzemez. Kök, sap ve yapraktan oluşan o basit temel yapının gösterdiği başkalaşımın çokluğu bir yandan botanik öğrencilerine saçlarını başlarını yoldurturken, bir yandan da tanımlanacak yeni türlerin hiç bitmemesi sonucunu doğurur.
Ve bu zenginlik bizim çıplak gözle görebildiklerimizle de sınırlı değildir: Büyüteç veya mikroskop ile incelendiğinde, o bir örnek yeşil yaprağın yüzeyinden küçük sıradağlar, karst arazileri, dalgalı tepeler, aralarında çukurlar, üstlerinde zikzaklı kütükler, dallanmış koniler, salınan uçlar belirir.
Bunlar harikulade dünyalardır; çeşitlilikleri yeryüzünün bütün çevre koşullarını andırır. Sanki bu ortamlar yaprak yüzeyinde küçük ölçekte yeniden üretilmiş gibidir. Dikenli çalılarla kaplı çölümsü alanlar, balta girmemiş ormanlar, dikenli akasyaların geniş şemsiyeleri altında uzanan savanlar...

Yazı: Andreas Weber Fotoğraflar: Nicole Ottawa/Oliver Meckes

 |  Sayfayı Gönder  |  Yazdır  |  Yukarı Çık
Anket
Kitap
His Holiness the 14th Dalai Lama - Journey for Peace

GEO Mayıs sayısında yer verdiğimiz, Dalay Lama'ya yıllarca eşlik etmiş fotoğrafçı Manuel Bauer'in karelerini ve Budist liderle yapılan konuşmaları içeren kitabın uluslararası "His Holiness the 14th Dalai Lama - Journey for Peace" adlı İngilizce edisyonu yayımlandı. (Scalo Publishers, ISBN 3-03939-006-6)

Copyright © 2008 Tüm hakları saklıdır.
Ciner Gazete Dergi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım CBG