GEO Türkiye
İletişim İletişim Site Haritası Site Haritası
Kırıklar

Dergimizin şubat sayısına yerbilimleri gibi bizim için klasik bir konu planladığımızda, bunun yüzyılın -şimdilik- en büyük doğa felaketiyle örtüşeceğini bizler de düşünmemiştik. Oysa ki kapak konumuz tamamen bunun üzerine. Enformasyon çağında, en çok şeyi bildiğimiz yanılgısının yaşatıldığı şu dönemde, üzerinde yürüdüğümüz yeryüzü hakkında ne denli az bilgi sahibi olduğumuzu hatırlatalım istemiştik.


Yakın tarihine bakıldığında siyasi açıdan zaten şanssız bir ülke Haiti. (Duvalier rejimini, "Papa Doc" ve bugün Fransa'da sürgünde yaşayan oğlu "Bebe Doc"u hatırlayanlar vardır umarım.) Depremle sarsılacağı ise biliniyordu. Daha bir buçuk yıl önce Havanalı bir uzman, büyük bir sarsıntı için gerekli tüm emarelerin bir araya geldiğini duyurmuştu. Tabii iki, beş ya da 15 yıl sonra da gerçekleşebilirdi. Tıpkı beklenen İstanbul depremi gibi; olasılıklar dışında kesin bir tarih vermek güç. Bu soğuk kış gecesinde de olabilir, 2020 yılının bir bahar sabahında da.

Haiti depremiyle tüm bir ülke yerle bir oldu. Ters yönlerde hareket eden iki levhanın, Kuzey Amerika plakasıyla Karayip plakasının birbirine sürtündüğü hattın tam üzerindeydi. Gerçek ölü sayısı belli değil ve muhtemelen hiçbir zaman da bilinemeyecek. (Marmara depremindekini biliyor muyuz?)

Son çok büyük zelzele 1751 yılında olmuş. O günden beri levhalar yılda sekiz milimetre ilerliyordu. Kısacası; birikmiş gerilimle en az yedi büyüklüğünde bir sarsıntıyla, yerin ansızın iki metre yer değiştireceği bekleniyordu. Üstelik bölgede sürekli yaşanan deprem boşalmalarına rağmen.

BBC World haberlerinde Port au Princeli bir yurttaşın isyanına rastladım. Kameraya "No phone, no water, no food" diye sesleniyordu. Sırasıyla "cep telefonu çalışmıyor, su yok, yiyecek yok" diyordu. Haberleşme ihtiyacını su ve gıdanın önüne koymuştu. Deprem altyapısı hazırlıklarında bu temel gereksinimi de gelecekte göz önünde bulundurmakta yarar var anlaşılan.

Bu arada levha tektoniğinden söz etmiş olmam sizi ürkütmesin. Depremler ve volkanlar dosyamız yerküreye bir bütün olarak bakarak, büyük bilinmeyene odaklanıyor. Ana makaleyi, İngiltere'de uzun yıllar saygın gazetelerde editörlük yapmış, konuyla ilgili ödüllü kitabı Avrupa ülkelerinde yüz binlerce okurla buluşmuş Bill Bryson kaleme aldı.

* * *

Kışları salep içmemek ve yaz aylarında dondurmada salep aramamak, göreceğimiz ya da en azından var olduğunu bildiğimiz nadide güzelliklerin yaşaması karşılığında ödenecek sadece küçük bir bedel.

Bir yaylada öbek öbek orkideleri doğal ortamında ilk gördüğümde etkilenmiştim, çünkü o güne dek onları "daha egzotik" diyarlara özgü zannediyordum. Oysa Türkiye bir orkide cenneti, ancak bu zenginliğini de yitiriyor. Birincil nedeni, orkide yumrularının salep ticareti yüzünden talan edilmesi. GEO'nun bu sayısında, ülkemizde doğal alanda yetişen orkide yelpazesinin sadece çok küçük bir seçkisini göreceksiniz. Rengârenk yüzlerce orkide fotoğrafı arasından seçerken hayli zorlandık. Onlara art arda bakınca, doğadaki heyecan verici örüntüleri fark ediyorsunuz. Diğer çiçeklerden farklılar. Karşımıza maymun gibi türlü biçimlerde çıkıp bize gülüyor, gülümsetiyorlar. Onları siz de göreceksiniz. Salepsiz bir ay ve yeni bir sayıda buluşmak dileğiyle.

Melih Kafa

 |  Sayfayı Gönder  |  Yazdır  |  Yukarı Çık
 
GEO Mini Dergi


Copyright © 2008 Tüm hakları saklıdır.
Ciner Gazete Dergi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Üretim ve Tasarım CBG